Gilenya, Multiple skleroz tedavisinde Türkiye’de ruhsat aldı1 Haziran, 2011

Novartis tarafından geçtiğimiz günlerde Türkiye’de de kullanıma sunulan oral Multiple skleroz ilacı ‘Gilenya’ hastalara yeni bir tedavi seçeneği sunuyor. MS hastalığında özürlülük ilerleme riskini, tedavi öyküsünden ve hastalığın şiddetinden bağımsız olarak azaltıyor. Gilenya, ‘S1P reseptör modülatörleri’ olarak adlandırılan yeni bir ilaç sınıfının oral yolla kullanılan ilk temsilcisidir.

Novartis’in Gilenya isimli ürünü geliştirme sürecinde, ürünün güvenlilik ve etkililik profilinin tanımlanması, 6000’den fazla hastanın katıldığı geniş çaplı klinik çalışmalarla mümkün olmuştur. ABD, Kanada ve Almanya da dahil 35’ten fazla ülkede ruhsatlandırılmış bulunmaktadır. Ruhsatlandırma sonrası Amerika ve Avrupa’da Gilenya kullanmaya başlayan hasta sayısı 10 bine ulaşmıştır.

S1P(sfingozin-1 fosfat) lenf nodlarından normal lenfositlerin çıkışını düzenlemede kritik rol oynayan bir sfingolipiddir. Fingolimod etken maddeli Gilenya, yapı olarak S1P’a benzer ve etkisini S1P reseptörlerini modüle ederek gösterir. S1P reseptörüne bağlanarak reseptörün işlev görmesini engeller ve sonrasında parçalanmasına yol açar. Böylelikle lenfositlerin lenf nodundan çıkışı tekrar düzenlenir.MS gelişiminde rol oynadığı düşünülen otoreaktif lenfositlerin lenf nodunda tutulması sağlanmış olur.

Klinik çalışmalarda Gilenya;
Gilenya’nın hem plasebo hem de standart tedavi olarak kabul edilen IFN beta-1a IM ile yapılan karşılaştırmalı klinik çalışmalarında relaps oranlarını anlamlı olarak azalttığı, özürlülük progresyon riski, beyin atrofisi hızı ve MRG lezyon aktivitesi üzerine anlamlı olarak olumlu etkileri olduğu gösterilmiştir.

Nisan ayında gerçekleştirilen Amerikan Nöroloji Akademisinin 63. yıllık toplantısı sırasında Gilenya’nın etkililiğine ve güvenliliğine ilişkin 11yeni bilimsel çalışma özeti sunulmuştur. Bu toplantıda sunulan son analizler, Gilenya’nın ataklarla seyreden multipl sklerozlu (Relapsing-Remitting(RR) MS’li) hastalarda özürlülük ilerleme riskini tedavi öyküsünden bağımsız olarak azalttığını bir kez daha ortaya koymuştur. Hem daha önce tedavi görmüş, hem de görmemiş MS hastalarında Gilenya’nın özürlülük ilerlemesini geciktirdiği vurgulanmıştır.

Yine kongre kapsamında sunulan veriler dahilinde Gilenya’nın etkinlik verileri yanı sıra, ayrıntılı olarak araştırılmış ve tanımlanmış güvenlilik ve tolerabilite profili ile ilgili bilgiler de paylaşılmıştır. 5 yıl boyunca kullanılan fingolimod tedavisinin; relaps, özürlülük progresyonu ve MRG lezyonları üzerine herhangi ciddi advers olay riski oluşturmaksızın olumlu etki gösterdiği belirtilmiştir.

Ülkemizde 22 Nisan 2011 tarihinde ruhsatlandırılmış olan Gilenya;
1) Tedavi almamış / yeni tanılı hastalarda;
1 yılda 2 veya daha fazla, 2 yılda 3 veya daha fazla ciddi atak ve beyin MR’ında 1 veya daha fazla Gadolinyum tutan lezyon veya bir önceki MR’a kıyasla (tercihen 3 ay) T2 lezyonlarinda anlamlı artış görülmesi durumunda,
2) Yeterli süre ve yeterli dozda uygulanan bir beta interferon veya glatiramer asetat tedavisine yanıt vermeyen ve yüksek hastalık aktivitesine sahip olan hastalarda endikedir.
– Yeterli süre; en azından bir yıllık tedavi
– Yanıt vermeyen hastalar; bir yıllık tedavi ile ataklarında değişiklik olmayan, ataklarında artış gözlenen, daha ciddi atakları olan veya önceki tedaviler ile son yıl içinde en az bir atak geçirmis ve kraniyal MR’ında bir veya birden fazla kontrast tutan lezyon veya birbirini takip eden MR’larda T2 lezyonlarının arttıgı durumlardaki hastalar.
Gilenya 0.5 mg kapsül formunda olup günde tek doz oral yolla kullanılır.

Multipl Skleroz hakkında;
Multiple skleroz dünya üzerinde erişkinlerde en sık görülen merkezi sinir sistemi hastalıklarından biridir. Genellikle ataklar ve düzelmeler ile seyreden, genetik olarak duyarlı kişilerde çevresel faktörlerin tetiklediği otoimmün mekanizmalar yoluyla gelişen, inflamatuvar,demiyelinizan kronik bir hastalıktır. MS’de merkezi sinir sistemindeki sinir lifleri miyelininde multipl alanlarda inflamasyon, demiyelinizasyon ve gliyal skar (skleroz) gelişmekte ve buna bağlı olarak ilgili sistemlerde nörolojik fonksiyon bozuklukları ortaya çıkmaktadır.

Bu hastalıktan etkilenen Amerika’da 400.000, dünya çapında ise 2.1 milyon kişi bulunmaktadır. Şiddetlenme ya da “alevlenmeler” arasında hastalığın gerilediği dönemlerle karakterize ataklarla seyreden MS formları (Relapsing-Remitting MS) bu hastalığın en yaygın türüdür. MS, tipik olarak yetişkinliğin ilk yıllarında üretkenliğin yüksek olduğu 20 ila 40 yaşları arasında ortaya çıkmakta ve erkeklere oranla kadınlarda iki kat daha fazla görülmektedir. Genç insanlarda, en verimli oldukları dönemde görülmesi, yaşam kalitesini etkilemesi önemli özürlülüklere ve işgücü kaybına yol açıyor olması bu hastalığın bireysel olduğu kadar toplumsal bir boyutu olduğunu da düşündürmektedir.

Multiple Sklerozu (MS) Yavaşlatacak Yeni İlaç

Yapılan çalışma oral olarak alınan ‘’laquinimod’’un güvenli ve etkili olduğunu gösteriyor.

Yapılan 2 yıllık çalışmalar deneysel oral multipl skleroz (MS) ilacı laquinimodun hastalığın ilerlemesini yavaşlattığını, nüks oranlarını düşürdüğünü, ilacın güvenilirliğini ve hastalar tarafından iyi tolere edilebildiğini gösterdi.

SİGARA VE MS Erken yaşta tiryakilik, MS hastalığı riskini artırıyor

Erken yaşta tiryakilik, MS hastalığı riskini artırıyor
Doç. Dr. Sultan Tarlacı tarafından yazıldı.

25 Nisan-2 Mayıs 2009 tarihleri arasında yapılacak olan, 61. Amerikan Nöroloji Kongresinde sunulacak bir araştırma sonucuna göre, 17 yaşından önce sigaraya başlamak eMeS (multiple skleroz) gelişim riskini arttırıyor. 30 bin MS hastası içinden 87 kişi seçilerek yapılan bu çalışmaya göre, MS’li kişiler üç gruba ayrıldı: sigara içmeyenler, erken sigaraya başlayanlar (17 yaşından önce başlayanlar), ve geç sigaraya başlayanlar (17 yaşında veya daha ileri yaşlarda sigaraya başlayanlar).

Bu gruplar, MS hastalığı olmayan 435 kişi ile karşılaştırıldı. Çalışma sonucunda, sigara içmeyenlere göre, erken yaşta sigaraya başlayan kişilerde, MS gelişim riski 2.7 kat daha yüksek tespit edildi. Buna karşın, geç sigaraya başlayanalrda, MS gelişme riskinde bir artış tespit edilmedi. MS hastalarının %32’sinden fazlası erken dönemde sigaraya başlamışken, MS olmayanlarda bu oran %19 ile daha düşük tespit edildi.

Çalışmayı yapan araştırmacı Dr. Joseph Finkelstein, “bu çalışma, çevresel faktörlerin MS gelişim riskinde önemli olduğunu göstermektedir” diyerek, “erken sigaraya başlamak, çevresel bir faktördür ve bundan kaçınılmalıdr” diye eklemektedir.

Buradan çıkan sonuç, MS gelişimi için önlenebilir bir sebep olarak, erken yaşta sigara içiminin azaltılması için toplumsal çaba gerektiği. Sigara içen MS hastalarının ise, kendilerini MS’in ilerlemesinden korumak için sigarayı bırakmaları.

Dr. Emin Mindan MS hastalığı, Dr. Emin Mindan’dan Sağlıklı Beslenme Tavsiyeleri,

Daha önce de Dr. Emin Mindan ile yapılan röpartajları(Çocuk Sağlığı ve Beslenmesi üzerine) sitemizde yayınlamıştık. Bu röpartaj ise ilk olarak http://www.stargazete.com’da ESRA CENGİZ ile yapılmış. MS hastalığını tedavi eden hekim olarak tanınan Dr. Emin Mindan birçok ölümcül hastalığın nedeni olarak yanlış beslenmeyi görüyor. Dr. Mindan doğru beslenmeye dair her şeyi star Pazar’a anlattı…
Türkiye, Dr. Emin Mindan’ı beynin görme, konuşma, yürüme gibi fonksiyonlar üzerindeki kontrol kabiliyetini bozan MS hastalığını tedavi eden doktor olarak tanıdı. Uzmanlığı çocuk hekimliği olan Mindan ‘Çocuklar nasıl daha az hastalanır’ üzerine yıllardır sürdürdüğü çalışmaları sırasında MS’li hastalarla tanıştı.
MS’in diğer yaygın ve ölümcül birçok hastalık gibi büyük oranda yanlış beslenmeyle ortaya çıktığını tespit eden Mindan, bu hastalar üzerine uygulanan doğru bir beslenme tedavisinin hastalığı gerilettiğini gördü. Ancak Mindan’ın beslenmeyle ilgili tespitleri sadece MS hastalarıyla sınırlı değil. Sağlıklı yaşamak isteyen herkesin Mindan’ın söylediklerini dikkate almasında fayda var. 60 yaşındaki Mindan kendi yaşamında da tavsiye ettiği beslenme şeklini uyguluyor ve son derece sağlıklı bir hayat sürüyor. İşte MS’le savaşta büyük zaferler kazanan Dr. Emin Mindan’ın hem hastalar hem de sağlıklı yaşamak isteyenlere önerileri.

Ağır metallerden arınmanın yolu soğandan geçiyor:
HASTALIKLARA sebep olan ağır metalleri aşılarla, saç boyalarıyla, sıkılaştırıcı krem ve rujlarla, egzoz dumanının havaya, meyve ve sebzelere karışmasıyla bir şekilde vücudumuzda biriktiriyoruz. Vücutta ağır metal olup olmadığını bir ilaç vererek idrarda tespit ediyoruz. Saçta ve vücut kılında da tespit edilebiliyor. Ağır metal birikimi vücutta halsizlik, sık sık enfeksiyonlara yakalanma, unutkanlık, yorgunluk, beyinde biriktiği için panik atak ve depresyona yol açabilir. Cem Kınacı adlı bir hekim arkadaşımız ile vücudu ağır metalden arındırmaya çalışıyoruz. Çok ilginç sonuçlarla karşılaştık. Yıllarca afttan kurtulamayan çocuklarda kurşun zehirlenmesi olduğunu gördük. Vücudun bu ağır metallerden arındırılmasına şelasyon diyoruz. Sarımsak, soğan, yeşil gıdalar ve yosunlar ağır metallerin vücuttan atılmasını sağlıyor. Özellikle tek hücreli yosun spirulina, Arapların bitkilerin atası dediği alfalfa, kelp dediğimiz deniz yosunları vücuttan ağır metalleri atan doğal bitkiler…
Baharat olarak zerdeçalı içecekte kefiri tercih edin:
Beyaz ekmek tıpkı şeker gibi çok zararlı. Kepek ekmeğinin de beyaz unla yapılan ekmekten pek farkı yok. Ekmek olarak tam buğday ekmeği az miktarda tüketilebilir.
Kefir dünyanın en büyük buluşu. Kansere, sinir sistemine, alerjik hastalıklara karşı koruyor. Kefiri taze sütle ya da günlük pastörize sütle mayalamak lazım. Sağlığına önem verenlere günde 1-2 bardak kefir içmelerini öneriyorum.
Et olarak sadece kuzuyu tercih edin. Çünkü kuzuyla çok oynanmıyor. Tavuklar da artık faydasız hale geldi. Tavuk yerine hindi tüketebilirsiniz.
Her gün yumurta, peynir, kefir ve kefirle mayalanmış ev yoğurdu, az miktarda tereyağı ve zeytinyağı, patates hariç tüm sebzeleri tüketmekte fayda var. Yeşil sebzeler ve filizler, soğan ve sarımsak da vücudu arındırmada çok önemli. Meyvelerden az şekerli olanları ve özellikle böğürtlen ve yabanmersinini tercih edin.
Yemek pişirirken güveç, cam ve toprak kaplar kullanın. Buharda pişirmeyi veya ızgarayı tercih edin. İlle de kızartma yapılacaksa sarımsaklı yoğurtla tüketerek yan etkilerini ortadan kaldırmak lazım.
Kebabı az ekmekle, şalgam ve yeşillikle tüketirseniz zararı daha az olur.
Baharatlar birçok gıda takviyesinden daha iyi. Mesela köri ve zerdeçal mutlaka kullanılmalı. Üzüm çekirdeği ekstresinin de göz damarlarını ve kılcal damarları koruma özelliğiyle gıda takviyesinde özel bir yeri var.
Küçük balıklar daha az ağır metal topluyor. Bu nedenle küçük balıkları ve omega 3 bakımından zengin olan sardalye, somon, uskumru ve alabalığı yiyebilirsiniz.
Belirtileri ciddiye almamak MS teşhisini güçleştiriyor
BİR sinir sistemi hastalığı olan Multipl Skleroz (MS) sinirleri koruyan ve sinirsel iletimi sağlayan miyelin kılıfının zarar görmesiyle ortaya çıkıyor. Bu hastalıkta vücut kendi dokularını yabancı gibi algılayarak zarar vermeye başlıyor. MS’li hastaların çoğu 20 ile 40 yaş arasında. Son yıllarda çocuklarda görülme sıklığı artmış durumda. MS, kadınlarda 2- 3 kat fazla görülüyor ve Türkiye’de yaklaşık 40 bin MS hastası bulunuyor.
Hastalığın belirtileri arasında ise uyuşma, karıncalanma, ağrı, yanma ve kaşıntı, görme bulanıklığı, göz ağrısı, çift görme, baş dönmesi, yürüme ve denge bozuklukları, titreme, eklem tutulması, yorgunluk, felçler, idrar ve dışkı kaçırma, sürekli huy değişiklikleri, depresyon, manik davranışlar görülüyor. MS bulguları başlangıçta sinsi olabiliyor ve keçelenme ve uyuşma gibi bulgular vesvese olarak kabul edilebiliyor, bu nedenle kesin tanı konulması uzun zaman alabiliyor.
Vücuda toksinlerin girmesinin nedeni şekerli ve unlu gıdalar
Gerek ağır metaller, ozon tabakasının delinmesi ve rafine un, şekerin tüketiminin artması gerekse omega 6 bakımından zengin ayçiçeği, mısırözü, margarin gibi ürünlerin kullanılması insanların sağlıksız bir ortamda yaşamasına neden oluyor. MS’de yaş ortalaması gittikçe düşüyor ve hastalık çok daha sık görülüyor. Çünkü MS’i oluşturan sebepler gün geçtikçe artıyor. MS’in oluşumunda birinci sebep bağırsak florasının bozulması. Sindirim sistemimizde probiyotikler asker gibi toksinleri, sindirilmemiş proteinleri, zararlı maddeleri hatta kanser hücrelerini içeri sokmuyor. Ancak şekerli, unlu gıdalar, ağır metaller, antibiyotikler bağırsak geçirgenliğini artırıyor. Böyle olunca bağırsaktan içeriye sindirilmemiş gıdalar ve toksinler giriyor. Vücut ürettiği antikorlarla kendi beynini vuruyor. Yaptığımız tedavide bunları ortadan kaldırmaya çalıştık. ABD’de bizimkine benzer bir tedavi olarak Schwank Diyeti var. Bir sene kadar et ve sindirimi zor gıdaları yasaklayıp sebze türü gıdaları veriyorlar. Akupunktur yapıyorlar ki; akupunktur doğru yapıldığı zaman bünyeyi kuvvetlendiriyor. Bir de doğal takviyeler veriyorlar. İngiltere’de ise hiperbarik oksijen tedavisi ve diyet bir arada kullanılıyor.
Güneş kremi D vitaminini engelliyor
YARDIM ettiğimiz hastalarda öncelikle rafine un, şeker ve tatlı gıdaları kaldırdık. Bünyeyi güçlendiren özel gıdaları listeye ekledik. Birçoğunda D vitamini eksikliği var. Aslında güneşlenmeyi bilmiyoruz. Tatile gittiğimizde kısa zamanda uzun süre güneşte kalıyoruz ama koruyucu kullanıyoruz. Bunlar bizim D vitamini almamızı engelliyor. Aslında yazın saat 11.00-14.00 dışında düzenli güneşe çkmak birçok hastalığa karşı güçlen-memizi sağlar. Biz de D vitamini veri-yoruz. Omega 6’yı ayçiçeği, margarin ve diğer gıdalardan çok fazla alıyoruz. Omega 3’ü sadece balık ve birazcık da semizotundan aldığımız için vücut dengemiz bozuluyor.
Bebeği kaşığa alıştırmak için meyve yedirmeyin
DÖRT milyon yıldan beri bu dünyada varlığımızı sürdürüyoruz ve insanlar bu sürenin yüzde 99.98’inde sebze, av eti ve böğürtlen gibi az şekerli meyvelerle beslendi. Ortalama 3 bin 500-4 bin kalori alıyorlardı ama çok hareketlilerdi. Bugün de bilim adamları Güney Amerika’da benzer şekilde yaşayan kabileleri incelediğinde şeker ve tuzla tanışmadıklarını görüyorlar. Bu insanlarda tansiyon sorunu hiç yok, bir sürü hastalık hiç görülmemiş hatta yüzlerinde sivilce bile yok. Ama artık çocuk hekimleri bebek daha 4-6 aylıkken kaşığa alışsın diye meyve öneriyor. Meyveyle kaşığa alışan çocuklar tatlıya düşkün oluyor. Okula giderken sütün içine mısır gevreği karıştırıyorlar sonrasında da iyice fastfood’a alışıyorlar. Çocuğa meyveden önce sebze sonra kefirle mayalanmış yoğurt, ardından da köy yumurtası ya da organik yumurta, geleneksel çorbalar, kuruyemiş, kuru meyve ve az şekerli meyveler verilmeli.

Fampridine ( Şimdiki adı Ampyra)

Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi her türdeki Multipl Skleroz’lu insanlarda yürüme hızını geliştirme yeteneğinden dolayı Ampyra’yı (Önceki bilinen adı Acorda Tedavi biliminden fampridine SR) pazarlanması için onayladı. Bu, özellikle bir MS semptomu belirtisini tedavi etmek için onaylanan ilk tedavidir ve pek çok kişinin yararına olabilecek büyük bir adımı temsil ediyor.

Ulusal MS Derneği araştırma ve klinik programlar yönetici yardımcısı medikal Doktor John R. Richert, Ampyra’nın onaylanmasının yürüme ile problemlere sahip hastalar için harika bir haber olduğunu söylüyor. ‘Bu, farklı türlerdeki MS hastaları için bazı fonksiyonları geri kazandırabilecek ve yaşam kalitesinde fark yaratabilecek semptomatik bir tedaviyi getiriyor’. Daha fazla çalışma ve klinik uygulamalar ilacın diğer fonksiyonlardaki etkisini ölçmeye yardımcı olabilir ve hangi bireylerin daha çok yanıt verebileceği konusunda ipuçları sağlayabilir.

S: Ampyra Nedir?

C: Ampyra (Önceki adı Fampridine), sinir lifleri yüzeyi üzerinde minik gözenekleri ve potasyum kanallarını kapatan 4-aminopyridine formülünü ihtiva eden tablettir. Bu kapama yeteneği, Miyelin tabakasında hasarlı sinir lifleri içerisinde sinir sinyallerinin iletimini geliştirebilir. Potasyum engelleme yaklaşımının ilk çalışmaları Ulusal MS Derneği tarafından desteklenmiştir

S: Bu belirtilere yönelik tedavinin diğer hastalık değiştirici tedavilerden farkı nedir?

C: Semptomatik tedavi genellikle bir hastalığın özel bir durumuna hitap eden bir ilaçtır, fakat bu ilaçları kullanmak hastalığın temel yönünü değiştirmez veya hastalıktan oluşabilecek hasarları sınırlandırmaz. Spastisite, yorgunluk veya depresyon için alınan birçok ilaçla tedavi vardır. FDA tarafından onaylanan hastalık değiştirici tedaviler hastalığın bazı formlarında kısmen etkili oluyorken ek olarak rehabilitasyon ve bazı belirtiler için semptomatik tedaviler şu ana kadar yoktu

S: MS’li hastalar arasında yürüme sorunları ne kadar genel?

C: Son günlerdeki incelemede 1000 den fazla MS li kişi ve onların aile üyelerinde yürüyüş zorluğunun yaşam kalitesi üzerindeki etkileri incelendi. Hastaların 3te 2sinde yürümede zorluk rapor edildi ve bunlardan 70 raporda onların MSlerinde bunun en zorluk yaratan kısım olduğu, böyle zorluğun önemli olarak günlük aktiviteleri kısıtladığı bildirildi.

S: Ampyra’nın etkinliği nasıldır?

C: Acorda’nın sponsorluğunda ilacın iki adet Faz 3 klinik denemeleri yapıldı. 301 çeşitli MS formundaki hastayı kapsayan ilkinde etkisiz placeboyla karşılaştırıldığında yürüme hızında  %25 artış oldu. Bu çalışmanın sonuçları 28 Şubat 2009 da Lancet tıp dergisinde yayınlandı.Link1 . Sonuçlardan daha sonra 240 hastayı kapsayan ikinci Faz 3 çalışmasında ilkinde görülen yararlar, yürümekte zorluk çekenlerin önemli şekilde daha büyük oranının yürümelerinde tutarlı bir gelişme olduğu yayınlandı. Ampyra alıp yürüme hızı gelişmiş hastalar arasında bacak kuvvetlerinde istatistiksel yönden önemli bir gelişme olanlar vardı.

S: Ampyra olası yan etkileri nelerdir?

C: İlk evre faz 3 çalışmasında çoğunlukla ortak yan etkiler, sırt ağrısı, baş dönmesi, uykusuzluk, yorgunluk, bulantı, denge düzensizliği oldu. İlacı bırakmayı gerektirecek iki ciddi yan etki oldu. (Bir kişide bunalım durumu oluştu, bir kişide idrar yolları enfeksiyonundan sepsis gelişti). İkinci evre faz 3 çalışmasında ortak yan etkilere idrar yolu enfeksiyonu, düşüşler ve baş ağrısını kapsayan etkiler eklendi.
S: Ampyra, nasıl alınıyor?

C: Klinik denemelerde katılımcılar ilacın bir tabletini ağız yoluyla günde iki defa aldılar. Şirketin basın açıklamasına göre Ampyra yaklaşık olarak 12 saate 1 günde iki defa alınacak.

S: Ampyra ne zaman ve nasıl reçete için hazır olacak?

C: (Güncelleştirme: ilaç artık Amerika da kullanımdadır.)

S: Ampyra’dan kimler yarar sağlayabilir?

C: Faydası olup olmayacağının önceden belirlenmesinin bir yolu yoktur. Klinik denemelerde farklı MS formlarındaki insanların bir kısmında yürüme hızı açısından yararlı bulunmuştur. Bu oran iki faz 3 klinik denemelerinde ilacı alan hastalarda %35 – % 43 arasında değişmektedir.

S: MS’li herkes Ampyra’yı alabilir mi?

C: Ampyra her Ms formundaki kişi onaylandı. Ancak FDA’ nın onayı, geçmişinde nöbet, sara bulunanların kullanmamasını belirten ve renal sorunları olanlara uyarıyla birlikte geliyor.

S: Renal bozulması, azalması nedir ve neden uygun renal fonksiyonları Ampyra’yı kullanmada önemlidir?

C: Renal, kanı temizleyen böbreklere başvurur. Eğer bir kişi uygun böbrek fonksiyonuna sahipse, Ampyra kanda yeterli bir dereceye göre boşaltım yapacaktır. (Kandaki sağlam ilaç seviyesini sürdürecek kadar). Eğer bir kişi sert böbrek bozulmasına sahip olursa bu durum tehlikeli olacaktır. İlacın kan içinde yoğunlaşması düşünülmüş güvenlik miktarından fazla artışa neden olacaktır. Sonuçları, klinik denemelerde seyrek olarak oluşan nöbetler olabilir. Aynı nedenlerden Ampyra, 4-aminopyridine (4-AP, fampridine) nin diğer formlarıyla beraber alınmamalıdır. Aynı çalışan bileşen olmamalıdır.

S: Ampyra kullanmak benim yürümemde yardımcı araç kullanma gereksinimini durdurabilecek mi?

C: Yürüme aygıtlarının farklı birçok türü vardır ve bunlar hareket sorununun değişik türlerine hitap ederler. Bundan dolayı bu soruya tek bir cevap verilemez. İkinci klinik denemelerde yan etki olarak bazı katılımcılarda düşmelerde artış olduğu deneyim edildi. Bu nedenle insanların tedbirli bir şekilde ilacı kullanmaya devam etmeleri önemlidir. Yürüyüş araçlarındaki değişiklikleri önermek için kendi uzmanlarıyla görüşmelilerdir

MS hastalarında yüzde 70 iyileşme sağlandı

Dünyada ilk kez Multiple Skleroz (MS) gibi otoimmun hastalıkların kemik iliği kaynaklı kök hücrelerle tedavi edilebileceğini kanıtlayan Chicago Northwestern Üniversitesinden , “Hastalar, tedaviden sonra, hiçbir ilaca ya da desteğe gereksinim duymuyor, sağlıklı bir insan gibi yaşıyor” dedi.
Sapanca’da düzenlenen 1. Kök Hücre Araştırmaları Kongresi’ne katılan Prof Dr. Burt, MS’in kök hücre uygulamasıyla tedavisindeki son çalışmaları hakkında bilgi verdi. Burt,MS’in, otoimmun hastalık olarak adlandırıldığını, hastanın kendi bağışıklık sistemine ait hücrelerin, bilinmeyen bir nedenle kişinin kendi hücrelerine saldırdığını söyledi.
Prof. Dr. Burt, kök hücre uygulaması konusunda 10 yıldır çalıştığını, hastalığı kök hücreleriyle tedavi edilebilmek için önce hayvanlarda daha sonra da birçok hastada bunu denediğini ifade ederek, şöyle konuştu:
“Bugüne kadar felçli durumdaki 200′den fazla MS hastası, kök hücre yöntemiyle tedavi edildi. Hastalar, tedaviden sonra, hiçbir ilaca ya da desteğe gereksinim duymuyor, sağlıklı bir insan gibi yaşıyor. Tedavide yüzde 60-70 gibi bir başarı sağladık. Yaptığımız iş, bilgisayarı resetlemek gibi bir şey. Önce hastanın kemik iliğinden kök hücre alınıyor, sonra bağışıklık sistemi tamamen yok ediliyor. Ardından da alınan kök hücre yeniden hastaya enjekte ediliyor. Böylece hastanın bağışıklık sistemi yeniden oluşturuluyor. Hasta, 20 gün hastanede kalıyor, sonra tamamen özgür oluyor. Tedavinin önümüzdeki süreçte çok daha etkili olacağına inanıyorum. Dünyanın dört bir tarafından gelen hasta var. Onların iyiye gittiğini görmek, umut verici. İlaç ve kortizon kullanmak zorunda kalan birçok hastam iyileşti. Amerika, Paris ve Brezilya’da çalışmalarımız devam ediyor.”
“TEDAVİDE MORAL ÇOK ÖNEMLİ, HER ŞEY HASTAYA BAĞLI”
Prof. Dr. Burt, tedavinin, araştırmalar karşılığında yapıldığını vurgulayarak, “Tedavi, şimdilik ücretsiz, yani gönüllü olmak yeterli, tabii tedaviye uygun hasta tipine uymak şartıyla. Bu şartlar nedir? MS hastası, sürekli atak geçiriyorsa, sinir sistemi çökmüş ve tekerlekli sandalyeye mahkum kaldıysa kök hücre tedavisini uyguluyoruz” dedi.
MS’te çeşitli ilaçlar ve tedaviler uygulandığını, ancak bu yöntemlerin sadece hastalığın belirtilerini azalttığını, ama eskiye doğru çeviremediğini dile getiren Burt, ayrıca bu ilaçların ömür boyu alınması gerektiğini söyledi.
Porf. Dr. Burt, ilaçların alınmasının engellilik halini yavaşlatsa da ortadan kaldırmadığını, kök hücre tedavisinin ise hastalığı yok ettiğini, yani hastayı iyileştirdiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:
“Bazı hastalarımızda tedavi uygulanmasının üzerinden 6-7 yıllık bir süre geçti, herhangi bir lezyon oluşumu yok. MR’larına bakıldığında temiz olduğunu görüyoruz. Hastaların yüzde 30′unda hastalığın tekrarı gözlemlenirken, yüzde 70′nde görülmüyor. MS’te kime yardım edebileceğimizi biliyoruz. MS hastalarının yüzde 90′ı hafif nöbetleri olan hastalardır. Yüzde 10′u ise ilerleyici olan hastalardır. Bu yüzde 90 içerisine giren grupta kök hücre uygulaması yapmıyoruz. Çünkü onlar, nöbetlere rağmen normal yaşantılarını sürdürüyorlar. Bu grup içerisinde belirli bir hasta ise daha sonra ilerleyici aşamaya geçiyor, hastalığı kötüleşiyor. İşte biz o aşamada kök hücre tedavisi yapıyoruz.”
Por. Dr. Burt, MS’te erken tanı ve tedavinin önemli bir faktör olduğunu belirterek, moralin de çok büyük önem taşıdığını, her şeyin hastaya bağlı olduğunu söyledi.
TEKERLEKLİ SANDALYEDEN SONRA TEKRAR YÜRÜYEN, BASKETBOL OYNAYAN HASTALAR VAR
MS hastalarının geleceklerini bilememenin verdiği stresle büyük bir depresyon içinde olduklarını vurgulayan Burt, “Başka bir hastam, 20′li yaşlarda MS’e yakalanmış, 3 yılık bir tedavi gördükten sonra 23 yaşında tamamen eski haline döndü. Bir başka hasta, çok zor adım atarken koşmaya başladı. Tedaviye genç yaşta başlanması, yani 35 yaş ve altı daha iyi. Amerika’da 10 bin kişiden birinde MS görülüyor. Kadın erkek arasında eşit görülen bir hastalık ve genetik değil” diye konuştu.
Standart tedaviyle, kendi uyguladıkları kök hücre naklini karşılaştırmalı olarak incelediklerini belirten Burt, kök hücre tedavisinden sonra hastanın kötüleşmeyeceğini bilmesinin, stresi ve depresyonu otomatik olarak yok ettiğini kaydetti.
Prof Dr. Burt, tedavinin doğru hastaya uygulandığı zaman çok anlamlı derecede yaşam kalitesini arttırdığına dikkati çekerek, kök hücre konusunda araştırmaların devam ettiğini, yakın zamanda daha da iyi sonuçlar elde edilebileceğini ifade etti.
“MS HASTALARININ ÜÇTE İKİSİ 20-40 YAŞ ARASINDA”
Prof. Dr. Burt, MS’e yakalanma riskinin yaşlandıkça azaldığını belirterek, “Hastaların üçte ikisi 20-40 yaş arasında iken üçte biri 40 yaş üstü ya da 20 yaş altındadır. 55 yaşın üzerinde risk belirgin olarak azalmaktadır”dedi.
MS’in kişiden kişiye değişken belirti ve bulgularla başladığına dikkati çeken Burt, belirtilerin hastalığın başlangıç döneminde kendiliğinden düzelebilmesinin hastaların hekime başvurması ve tanı almasını geciktirebildiğini söyledi.
Por Dr. Burt, hastalarda gövde, yüz, kol ve bacaklarda uyuşukluk, karıncalanma, güçsüzlük, baş dönmesi, dengesizlik, beceriksizlik, idrar kaçırma ya da idrar yapamama, bellek sorunları, cinsel işlev, konuşma, görme ve uyku bozuklukları gibi durumların gözlendiğini belirterek, “MS’de, yorgunluk, halsizlik, uyuşmalar, elektriklenmeler gibi belirtiler gün içerisinde aralıklarla olabileceği gibi günlerce, haftalarca da sürebilmektedir. Belirti ve bulguların 24 saatten uzun sürdüğü dönemler ‘atak dönemi’ olarak tanımlanır. Hastalığın her kişide farklı şekillerde ortaya çıkması, seyrinin ya da tedaviye yanıtların kişiden kişiye farklılıklar göstermesi MS’in çok farklı yüzünün olmasındandır. MS’in tanısında hastada ortaya çıkan belirtileri çok iyi tespit etmek gerekir bu nedenle beyin ve omuriliğin MR görüntülemeyle değerlendirilmesi oldukça önemlidir. Kimi olgularda kesin tanı için beyin omurilik sıvısının incelenmesi, kan testleri ve elektrofizyolojik çalışmalar gerekebilir” diye konuştu.
Türkiye’de de kök hücre tedavi protokolünün uygulanabilirliği konusunda iş birliği yapacaklarını belirten Burt, “Belki bir yıl boyunca genç Türk doktorlar gelip, bizimle kalabilir ve hastaları değerlendirebilir. Örneğin Singapurlu bir hekim bir yıl bizimle çalıştı ardından ülkesine dönerek, benzer çalışmalar yaptı” dedi.

Multipl Skleroz ile Yaşamayı Nasıl Kolaylaştırabiliriz

Multipl Skleroz ile Yaşamayı Nasıl Kolaylaştırabiliriz E-Kitap.
Büyük olarak görüntülemek için kitabın üzerine tıklayınız.

Walking with MS after Ampyra

Multiple Sclerosis Injection Tips (Comedy Sketch)

Relaxation, Move it for ms – MS Trust